
ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin belgelerde yer alan iddialar üzerinden Türkiye’deki kayıp çocuk vakalarına dair soru işaretleri gündeme getirildi. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verildi. Önergede, özellikle deprem felaketlerinin ardından bazı bölgelerde kayıp olduğu bildirilen çocuklarla ilgili iddiaların araştırılması ve uluslararası boyutunun incelenmesi talep edildi.

Meclis’e sunulan soru önergesinde, ABD’de yürütülen soruşturma dosyalarında yer alan iddiaların Türkiye’deki kayıp çocuk vakalarıyla herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması istendi.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti makamlarının bu iddialara ilişkin herhangi bir diplomatik girişimde bulunup bulunmadığı ve ABD’li yetkililerle konuya dair resmi bir temas gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği soruları da yöneltildi.

Önergede, özellikle deprem bölgelerinde yaşanan olağanüstü koşulların ardından ortaya çıkan kayıp çocuk vakalarının titizlikle araştırılması gerektiği vurgulanırken, kamuoyunda oluşan endişelerin giderilmesi amacıyla şeffaf bir bilgilendirme yapılmasının önemine dikkat çekildi. Bunun yanı sıra, uluslararası iş birliği çerçevesinde gerekli adımların atılıp atılmadığı da gündeme getirildi.
Böylece, ABD’deki Epstein dosyalarında yer alan iddialar ile Türkiye’de deprem sonrası gündeme gelen kayıp çocuk vakaları arasındaki olası bağlantılara dair iddialar, resmi olarak Meclis çatısı altında tartışmaya açılmış oldu.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, 6 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesiyle, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan kamuoyunda tartışma yaratan iddialara ilişkin açıklama talep etti. Önerge, ABD’de yürütülen Jeffrey Epstein soruşturmasına ait belgelerin kamuoyuna açıklanmasının ardından Türkiye’ye uzandığı öne sürülen bağlantılara odaklanıyor.
Epstein Belgeleri ve Türkiye’ye Yönelik İddialar
Taşçı’nın önergesinde, ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan Jeffrey Epstein davası dosyalarının; çocuk istismarı, insan ticareti ve kayıp çocuk vakaları bağlamında küresel ölçekte yeni bir tartışma dalgası başlattığına dikkat çekildi.
Belgelerin, uluslararası suç ağlarına dair şüpheleri yeniden gündeme taşıdığı ve kayıp çocuk vakalarına ilişkin risk değerlendirmelerinde önemli değişikliklere yol açabilecek nitelikte olduğu ifade edildi.
Milletvekili Taşçı, kamuoyunda dolaşıma giren bazı iddiaların toplumda ciddi kaygı ve infial oluşturduğunu belirtti. Bu iddialar arasında; Epstein’e ait olduğu bilinen “Lolita Express” isimli özel uçağın Türkiye’ye dokuz kez iniş yaptığı, bazı Türk çocuklarının bu uçak aracılığıyla yurt dışına çıkarıldığı, çocuk kaçırma faaliyetlerinde İncirlik Hava Üssü’nün kullanıldığı ve Rusya’daki aracı bankalar üzerinden Türkiye’ye milyonlarca dolar para transferi gerçekleştirildiği yönündeki söylemler yer alıyor.
Ayrıca, söz konusu dava dosyalarında bazı tanınmış Türk vatandaşlarının isimlerinin geçtiğine dair iddiaların da kamuoyuna yansıdığı; bunun ise özellikle deprem bölgeleri başta olmak üzere Türkiye’de akıbeti netleşmemiş kayıp çocuk vakalarıyla ilgili şüpheleri daha da artırdığı ifade edildi.
ABD Makamlarıyla Resmi Temas Kuruldu mu?
Önergede, Türkiye’yi, Türk vatandaşlarını ya da Türk topraklarını ilgilendirdiği öne sürülen bu iddialar hakkında Dışişleri Bakanlığı’nın herhangi bir resmi girişimde bulunup bulunmadığı soruldu. Bu kapsamda şu hususların açıklığa kavuşturulması talep edildi: ABD Adalet Bakanlığı nezdinde resmi bir bilgi talebinde bulunulup bulunulmadığı, Türkiye bağlantılı olduğu iddia edilen uçuş kayıtları, Banka transferlerine ilişkin finansal hareket dökümleri, Türk vatandaşlarını ilgilendiren olası belge veya kayıtların istenip istenmediği.
Taşçı, söz konusu iddiaların kamuoyunda yarattığı hassasiyet göz önüne alındığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili kurumlarının şeffaf ve net bir bilgilendirme yapmasının önem taşıdığını vurguladı.
Yanıt Süreci Devam Ediyor
TBMM’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, yazılı soru önergelerine ilişkin öngörülen 15 günlük yanıt süresi henüz dolmadı. Bu nedenle Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin resmi cevabı kamuoyuyla paylaşılmış değil. Bakanlığın vereceği yanıtın, hem kamuoyunda tartışılan iddialara açıklık getirmesi hem de Türkiye’nin uluslararası düzeydeki resmi temaslarına dair bilgi sunması bekleniyor.
