DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Aday Ülke Türkiye, Michel’in AB Genişleme Planında Neden Yok?

Avrupa Birliği (AB) Kurulu Lideri Charles Michel, bilhassa Batı Balkanlar’a değinerek 27 üyeli AB’nin 2030 yılına kadar genişleme için kendisini hazırlaması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Aday Ülke Türkiye, Michel’in AB Genişleme Planında Neden Yok?

 

Slovenya’nın ev sahipliğini yaptığı Bled Stratejik Forumu’nda gündeme oturan bir konu var: Türkiye. Yılların bekleyişi, müzakereler, diplomasinin zirveleri… Ancak AB Kurulu Lideri Charles Michel’in genişleme açıklamalarında Türkiye’nin adı geçmedi.

Bgvvu 1693245460 8205

Türkiye’nin Uzun Bekleyişi ve Diğer Aday Ülkeler

Türkiye, 1999’dan beri AB adayı ülke konumunda. Bu süre zarfında, diğer bazı ülkeler hızla ilerledi ve Birliğe katıldı. Ancak Türkiye’nin bekleyişi devam ediyor. Şu anda AB adayı olan ülkeler arasında Batı Balkanlar’dan Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, 2022’den bu yana Ukrayna ve Moldova bulunuyor. Ancak, Türkiye’nin bu kadar uzun süre beklemesi, diğer ülkelerle olan farklılığı ortaya koyuyor.

Michel’in ‘Güven Maddesi’ ve Türkiye’nin Yeri

Michel’in, AB’ye yeni katılacak ülkelerle ilgili ‘güven maddesi’ önerisi, Türkiye’nin süreçte ne kadar “güvende” olduğu sorusunu akıllara getiriyor.

AB’nin Seçici Genişleme Politikası mı?

Yıllar içinde birçok ülkenin AB’ye dahil olma süreci devam ederken, Türkiye’nin bu süreçte ne kadar ilerleyebildiği ve neden bu kadar uzun sürdüğü, eleştirmenlerin odak noktası haline geliyor.

Bled Stratejik Forumu’nda AB Kurulu Lideri Charles Michel’in genişleme konusundaki açıklamaları, Türkiye’ye yapılan haksız muameleyi bir kez daha gözler önüne serdi. 1999’dan beri aday ülke olarak bekleyişini sürdüren Türkiye’nin bu önemli konuşmada anılmaması, AB’nin süreci nasıl bir çifte standartla yönettiğinin apaçık bir göstergesi. Bu türden yaklaşımlar, Türkiye’nin sabrını ve iyi niyetli yaklaşımını zorlamaktadır.

Bu forum, AB’nin Türkiye’ye yönelik genişleme politikasındaki belirsizliği ve çifte standardı yeniden gündeme getirerek, gelecekteki müzakerelerin nasıl şekilleneceği konusunda ipuçları veriyor.