
Amerika Birleşik Devletleri’nde Kovid-19 pandemisi sırasında halk sağlığını tehdit eden ciddi bir olayla gündeme gelen bir doktora yönelik dikkat çekici bir hukuki gelişme yaşandı. ABD Adalet Bakanlığı, görevini kötüye kullanarak aşıları imha eden ve hastalarına gerçekte aşı yapmadan sahte aşı karneleri veren bir doktor hakkında açılan davayı düşürme kararı aldı. Bakanlık, davanın sürdürülmesine gerek olmadığına hükmetti.

Söz konusu doktorun, Kovid-19 aşılarını düzenli olarak uygulaması gerekirken, yüzlerce doz aşıyı kasıtlı şekilde kullanılmaz hâle getirdiği tespit edildi. Aşıyı yapmadığı kişilere ise, sistemde aşı olmuş gibi görünmelerini sağlayan sahte aşı kartları düzenleyerek verdiği belirlendi. Bu uygulama, sadece bireysel etik ihlalleri değil, aynı zamanda toplum sağlığını da ciddi şekilde tehdit eden bir davranış olarak değerlendirildi.

Ancak tüm bu suçlamalara rağmen, Adalet Bakanı’nın talimatıyla dava geri çekildi. Kararın gerekçesi kamuoyuna detaylı şekilde açıklanmadı. Bu durum, hem kamuoyunda hem de sağlık çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.

Uzmanlar, pandeminin kontrol altına alınmaya çalışıldığı kritik bir dönemde, bu tür eylemlerin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerken; hukuki sürecin bu şekilde sonlandırılması, adaletin işleyişine dair tartışmalara yol açtı.

Olayın merkezindeki doktorun, bu eylemleri hangi saiklerle gerçekleştirdiği, herhangi bir örgütsel yapıdan mı etkilendiği yoksa bireysel bir inançla mı hareket ettiği konusu hâlen netlik kazanmış değil. Ancak kesin olan bir şey var ki; sahte aşı belgeleriyle aşılanmamış bireylerin toplum içine karışması, salgının yayılmasını hızlandıran en büyük tehditlerden biri olmuştu.
Adalet Bakanlığı’nın bu kararı, ileride benzer olaylarla karşılaşıldığında nasıl bir emsal teşkil edeceği açısından da dikkatle takip ediliyor. Kamu sağlığı açısından böylesine kritik bir süreçte alınan bu hukuki kararın, hem etik hem de yasal boyutları önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.
Dr. Moore Jr., 28 bin dolar değerindeki Kovid-19 aşılarını yasa dışı şekilde imha etmek, aşı yapılmaksızın sahte aşı karneleri dağıtmak ve ebeveynlerin isteği doğrultusunda çocuklara aşı yerine tuzlu su enjekte etmekle suçlanıyordu. Ancak Bondi, bu suçlamaların geri çekilmesine yönelik kararını kamuoyuyla paylaştı.
Bakan Bondi konuya dair yaptığı açıklamada, Dr. Moore Jr.’ın federal hükümetin benzer bir inisiyatif almayı reddettiği bir dönemde hastalarına alternatif bir çözüm sunduğunu belirtti. Bu ifadeler, davanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve etik yönleriyle de değerlendirildiğini ortaya koydu.
Dr. Moore Jr. hakkında hazırlanan iddianame, 2023 yılında, eski ABD Başkanı Joe Biden’ın görevde olduğu dönemde sunulmuştu. Utah eyaletinde görülen davada yargılanan hekim, tüm suçlamaları reddetmişti.
Utah Eyaleti Adalet Bakanlığı vekili Felice John Viti de, davaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, suçlamaların düşürülmesinin “adaletin menfaatine” olacağını savundu. Viti, özellikle mevcut siyasi ve toplumsal atmosferde bu tür davaların yargı sistemine zarar verebileceği uyarısında bulundu.
1900’den Fazla Sahte Aşı Karnesi: 50 Dolarlık Bağışla Satıldı
Yargı belgelerine göre, Dr. Moore Jr. ve ekibi, yaklaşık 1900 doz aşı için sahte Covid-19 aşı karneleri hazırlamıştı. Bu karneler, kişilere gerçek bir aşı uygulanmadan, ya doğrudan nakit ödeme karşılığında ya da belirli hayır kurumlarına yapılan 50 dolarlık bağışlar aracılığıyla verilmekteydi.
Dahası, bazı ebeveynlerin özel isteğiyle çocuklara, Kovid-19 aşısı yapılıyor izlenimi verilerek aslında sadece tuzlu su enjekte edildiği iddialar arasında yer aldı. Bu durum, tıbbi etik ve halk sağlığı açısından büyük tartışmalara yol açmıştı.
Bondi: Hapisle Cezalandırılması Uygun Değil
Adalet Bakanı Bondi, sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, Dr. Moore Jr. hakkındaki suçlamaların kaldırılması talimatını verdiğini duyurdu. Bu kararın gerekçesini ise şu sözlerle ifade etti: “Dr. Moore Jr.’ın maruz kaldığı hapis cezası tehdidini hak ettiğine inanmıyorum.”
Bondi, ayrıca davanın kendisine Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene ile Senatör Mike Lee tarafından aktarıldığını ve bu iki ismin, “hükümetin gücünü bireylere karşı silah gibi kullanma uygulamasına son vermek için çabaladığını” söyledi.
Senatör Lee ise, Bakan Bondi’ye teşekkür ederek, onun “pandemi sürecinde Amerikan halkının karşılaştığı resmi yalanlar, zorlayıcı kurallar ve uzun süreli kapanmalara karşı direnen vatandaşların yanında yer aldığını” dile getirdi. Eğer Dr. Moore Jr. ve birlikte yargılanan sanıklar suçlu bulunsaydı, her biri 35 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktı.
Aşı Karşıtlığı Tartışmaları ve Kennedy’nin Görevi
Öte yandan, ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın da adı geçmişte benzer tartışmalarda anılmıştı. Kennedy, aşıların güvenliği ve etkinliği konusunda kuşkular dile getiren “Children’s Health Defense” (Çocuk Sağlığı Savunması) adlı kuruluşun sekiz yıl boyunca başkanlığını yapmıştı. Ancak Kennedy son dönem açıklamalarında aşı karşıtı olmadığını vurgulamış, “Kimsenin aşısını elinden almayacağım” ifadeleriyle kamuoyunun endişelerini yatıştırmaya çalışmıştı.
Kaynak: BBC
