
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin ekonomik gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Bakan Şimşek, katıldığı bir canlı yayında, özellikle vergi politikaları ve enflasyonla mücadele konusunda önemli mesajlar verdi. Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gibi enflasyonu tetikleyebilecek vergi artışlarının yapılmayacağını belirterek, Türkiye ekonomisindeki istikrarın sürdürüleceğini vurguladı.
Enflasyonla Mücadelede Yeni Stratejiler
Bakan Şimşek, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinde tek haneli rakamlara ulaşmayı ana hedef olarak belirlediğini ifade etti. Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde bütçe açığının daha da azaltılacağını belirten Şimşek, “Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak programlara odaklanıyoruz” dedi. Bu açıklama, ekonominin can damarlarından biri olan enflasyonun kontrol altına alınması konusunda hükümetin kararlılığını gösteriyor.
Dolar Kuru ve CDS’lerdeki Düşüş Trendi
Şimşek ayrıca, finansal göstergelerdeki olumlu gelişmelere dikkat çekti. Özellikle dolar kurundaki oynaklığın azalması ve ülkenin Kredi Temerrüt Swapları (CDS) primlerinde gözlemlenen düşüş, Türkiye ekonomisinin istikrar kazandığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Bakan, “Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkan CDS’ler, dün itibarıyla 330 civarına indi” diyerek, uluslararası piyasalardaki güvenin arttığına işaret etti.
Kur Korumalı Mevduat Hesaplarının Geleceği
Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına da değinen Şimşek, bu finansal aracın devlet için bir koşullu yükümlülük olduğunu ve zamanla sonlandırılması gerektiğini belirtti. Bakanın bu açıklaması, ekonomi yönetiminin finansal piyasalardaki istikrarı sağlama ve sürdürülebilir politikalar izleme konusunda attığı adımları gösteriyor.
2024 İkinci Yarısı İçin Kaynak Girişi Beklentisi
Şimşek son olarak, Türkiye’nin 2024’ün ikinci yarısından itibaren daha fazla kaynak çekmeyi hedeflediğini söyledi. Bu, ülkenin ekonomik büyüme ve yatırım potansiyeline duyulan güvenin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin ekonomik durumu ve gelecek hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Şimşek, ekonomik büyümenin güçlü olduğunu ve 2023 Orta Vadeli Programı (OVP) hedefleriyle paralel bir seyir izlediğini vurguladı.
2023 Büyüme Beklentileri ve Küresel Perspektif
OVP Büyüme Tahmini: Bakan Şimşek, OVP’de öngörülen yüzde 4,4’lük büyüme oranının, küresel büyümenin yüzde 3’lük oranına kıyasla, Türkiye’nin küresel büyümeden 1,5 kat daha hızlı büyüyeceğini gösterdiğini belirtti.
İstihdamda Güçlü Artış: İstihdamdaki artışın da dikkat çekici olduğunu kaydeden Şimşek, ekonomik büyümenin iş gücü piyasasına da olumlu yansımalarını vurguladı.
Büyümenin Yeniden Dengelenmesi ve Kalite Odaklı Hedefler
İç Talep ve Net İhracat Dengesi: Büyümenin yeniden dengelenmeye başladığını belirten Şimşek, iç talebin etkisinin azalırken, net ihracatın olumlu etkisini beklediklerini ifade etti. Bu dengelenmeyle Türkiye’nin daha sürdürülebilir ve yüksek büyüme patikasına gireceğini kaydetti.
Kaliteli Büyüme Amaçlı Program: “Daha kaliteli büyümeyi sağlamak programın amacı” diyen Şimşek, ekonomik büyümenin kalitesinin artırılması ve fiyat istikrarının sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.
Verimlilik Artışı ve Reformlar: Bakan, ekonomik büyümenin iki ana motorunun verimlilik artışı ve doğru yatırımlar olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu yolda reformlara devam edeceğini ifade etti.
“Yavaşlama İçin Hazırlıklı Olmalıyız”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin mevcut büyüme trendi ve yakın gelecekte beklenen ekonomik değişimler üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin beklenenden yüksek çıkmasının olumlu olduğu fakat yeterli olmadığı belirtildi.
Büyümede Dengelenme ve Önümüzdeki Döneme Bakış
Büyümenin Yüksek Çıkması: Bakan Şimşek, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
Dengelenme Süreci ve Yavaşlama: Şimşek, büyümede bir dengelenme sürecinin başladığını vurgularken, önümüzdeki dönemde büyümenin bir miktar yavaşlayacağına dikkat çekti. Bu yavaşlama sürecine hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti.
OVP ve Sürdürülebilir Büyüme Patikası: Orta Vadeli Program (OVP) ile Türkiye’nin yüksek sürdürülebilir büyüme patikasına girmeyi başaracağını belirten Şimşek, ekonomik istikrar ve sürdürülebilirlik hedeflerinin önemini vurguladı.
Hazine ve Maliye Bakan Şimşek’in önemli açıklamalarından satır başları:
“Hedef Rekabetçi Gücü Arttırmak”
OVP Eylül ayında başlatıldı. OVP’nin birkaç önemli bileşeni ve hedefi var. Birinci bileşen dezenflasyon programı. Enflasyonu önce kontrol altına alıp sonra tek haneye indirecek bir program. En önemli bileşen fiyat istikrarıdır. Enflasyonun düşürülüp tek hanede tutulmasıdır. Hedefimiz bu sene enflasyon kontrol altına almak, gelecek sene yüzde 34’e indirmek, 2025-2026’da tek haneye düşürmek. Para politikasında rasyonelleşmeye gittik. Bozulan fiyatlama davranışlarını düzeltmek için para politikasında iyileştirmeye gittik. MB burada gerekeni yapıyor. Depreme rağmen mali disiplini tesis etme çabamız var. Mali disiplin noktasındaki duruşumuz hükümetlerimiz döneminde çok güçlü. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2,4. Bu açığın deprem nedeniyle yüzde 6,4’e kadar büyümesini öngördük. Gelir performansımız çok daha güçlü. Harcamalarda da çok tutumlu davranıyoruz. İkisinin bileşeni olarak bütçe açığı OVP’de öngörülenden biraz daha düşük olabilir. Üçüncü hedef yapısal reformlar. Reformları yaparak Türkiye’nin hareket gücünü artırmak istiyoruz.
“KKM’nin Bitirilmesi Gerkiyor”
90’lı yıllara giderseniz büyümemiz çok düşük, enflasyon yüksek ve oynak. 2000’li yıllarda büyüme 90’lı yılların 2 katına çıkıyor, enflasyon tek haneye düşürülmüş ve oynaklık azaltılmış. İş alemi önünü görebiliyor. Bütçe açığını milli gelire göre yüzde 3’ün altına düşüreceğiz. Enflasyonu kontrol altına alacak büyümede dengelenme lazım. Rezervlerin güçlendirilmesi. Türkiye’nin uluslararası rezervlerini daha da güçlendireceğiz. Geniş anlamda rezervlerin vadesi bir yıldan az olan dış borçlarına oranını 1’e doğru yükseltmek. Şu an 0,84 civarındayız, bunu 1 düzeyine çıkarmak istiyoruz. Kısa vadeli borçların çok üzerine çıkarmak istiyoruz. Burada KKM’den çıkış. KKM bir koşullu yükümlülüktü devlet için. Bunun zamanla tabi ki bitirilmesi gerekiyor. Buna yönelik çalışmalarımıza başladık. KKM’nin azaltılması konusunda ilerleme sağlıyoruz, önümüzdeki dönemde ilave adımlar atabiliriz.
“CDS’LERDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR”
Bu program çalışıyor, iş tutarlılığı, güvenilirliği var. İnanç artıyor. Bazı soru işaretleri yok mu var, bu olur. Türkiye’nin küresel risk algısı düşüyor. En önemli göstergesi risk primidir, CDS diyorlar. CDS Türkiye’de literatüre girmiş durumda. Bu çok teknik bir terim. CDS, bir ülkenin iflasına karşı sigortalamanız gerekiyorsa sigorta prim düzeyini ima eden enstrüman. CDS’ler Türkiye’de Mayıs ayında 700’ün üzerine çıkmıştı. Dün itibarıyla 330 civarına indi. Diğer ülkelerde durum nasıl. Haziran-Kasım arasında gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri ortalama 45 baz puan düşerken Türkiye’de 370 baz puan düştü. Türkiye’de muazzam bir düşüş var, Türkiye’nin risk algısı iyileşiyor. Programa ciddi bir güven var. Sermaye girişi başladı. Ocak-Mayıs döneminde Türkiye portföy akımlarına baktığınızda net olarak 2,9 milyar dolarlık çıkış olmuş. Halbuki Haziran-Eylül döneminde 5 milyar dolarlık net artış var. Bu çok ciddi bir rakam. Sermaye girişi güçlendi. Eylül ayında yanlış hatırlamıyorsam gelişmekte olan ülkelerden 14 milyar dolar çıkış varken, Türkiye’ye giriş var. Ekim’de de çıkış varken Türkiye’ye giriş var. Türkiye’nin hikayesi güçlü. Türkiye siyasi belirsizliği geride bırakmış, çok güçlü bir dezenflasyon, reform programı var.
“TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ ARTTI”
Rezervlerimiz güçlendi. Türkiye’nin rezervleri Mayıs’tan bu yana 36 milyar dolar arttı. Güven olmazsa kaynak girişi olmazsa 36 milyar dolarlık artış mümkün değil. Kur oynaklığı 1 aylık opsiyonların ima ettiği konsept var. Kur oynaklığı Mayıs ayında yüzde 57 civarındaydı. Kasım’da bu 8’in altına düştü. Kur oynaklığı bir bant olsa gelişmekte olan ülkeler için Türkiye kur oynaklığının en düşük olduğu ülke haline geldi.
Gelecek senenin ikinci yarısında küresel finansal koşullar daha elverişli hale gelecek. Fed, AMB faiz indirimlerine başlayacaklar büyük ihtimalle. Risk iştahını artıracak. Türkiye’ye ilgi daha da artacak. Gelecek senenin ikinci yarısından kastım bu.
“KATAR-BAE İLE KONUŞUYORUZ”
Dış temaslarda ne yaptık, tüm dünyaya , yatırımcılara gittik, Türkiye’nin programını, yol haritasını paylaştık. Buna ilgi yoğun. Dünya Bankası OVP açıklandıktan sonra ben Türkiye’ye taahhüt ettiğim kaynak miktarını 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıkarıyorum, bu programın başarılı olacağına inanıyorum. Körfez’den çok ciddi ilgi var, bu kaynak yatırıma dönüşecek. Katar, BAE ile konuşuyoruz, program sonuçlandırdık.
“TÜRKİYE’YE KAYNAK AKIŞI BAŞLADI VE ÇOK GÜÇLÜ”
Küresel finansal koşullar çok sıkı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı zayıf. Türkiye bu dönemde kaynak çekiyor. Türkiye’ye kaynak girişini göstermek için bankaların yurt dışı borçlarını Ocak Mayıs döneminde yüzde 96’ydı. Bakın, Haziran-Eylül döneminde yüzde 142’ye çıkmış. Bankalar 100 dolar borç öderken 142 dolar borç bulmuşlar. Türkiye’ye kaynak akışı başladı ve çok güçlü. Kaynak akışı olmazsa vadesine 1 yıldan az kalmış 211 milyar dolarlık dış borcu nasıl idare ederiz, nasıl rezerv artırırız? Ciddi kaynak girişi var ve artarak devam edecek. 2024’ün ikinci yarısından itibaren güçlenerek artacak.
“YÜZDE 40 VERGİ İÇİN SADECE YETKİ ALINDI”
Yüzde 40’a kadar vergi için yetki alınıyor. Yüce Meclis’ten Cumhurbaşkanı’na yetki alınıyor, bu olacağı anlamına gelmiyor. Liralaşmayı desteklemek için piyasa koşulları el verdiğinde vergiyi kullanıp bu sürece katkıda bulunabiliriz. Zamanlama olarak doğru olduğuna inanmıyorum. Önümüzdeki dönemde oturup daha adil vergi sistemi konusunda ciddi adımlar atacağız. Kamu harcamalarını nasıl verimli alanlara kanalize edebiliriz, tasarruf harcamamak değildir aslında kamuda. Tasarruf kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesidir. Gereksiz harcamaların da kaldırılmasını içeriyor. Türkiye’nin altyapısına yatırım yapacağız. Şu anda yüzde 40 vergi getirmiyoruz, piyasa koşullarına bakacağız. Liralaşmanın ana motoru para politikasındaki rasyonelleşmedir. Liraya güveni portföyde daha ağırlıklı TL tutmanın yolu tabi ki para politikası üzerinden geçiyor. Burada bir yıl sonraki enflasyonu çıpalayacak yapı içinde gidiyoruz.
“VERGİ ARTIŞLARI TEKRARLANMAYACAK”
Programın ana bileşeni dezenflasyondur. Faizler arttı, enflasyon yükseliş trendinde. Para politikası gecikmeli olarak çalışıyor. Bugün gidin ABD’de, İngiltere, AB’deki deneyimlere bakın. Bütün ülkelerde parasal sıkılaşma başlar fakat enflasyon yükseliş trendini bir süre korur ve daha sonra düşmeye başlar, hemen etkili olmuyor, gecikmeli oluyor. Sadece zamana ihtiyacımız var. Aktarım mekanizmasını zorlaştıran bir iki faktör var. Bunlardan biri KKM, birisi de Türkiye’de mevduatların önemli kısmı döviz cinsinden. Para ikamesi var. Bu iki faktör Türkiye’de aktarım mekanizmasını bir miktar zayıflatmış durumda. Para politikasında iyileştirmeyle birlikte gelecek senenin ikinci yarısından itibaren çok güçlü dezenflasyon sürecine gireceğiz. Tabi ki baz etkisi olacak. Bütçeyi düzeltmek için KDV, akaryakıtta ÖTV gibi enflasyonu artıran vergi artışlarına gittik. Bu vergi artışları tekrarlanmayacak, gelecek sene sistemden çıkmış olacak. Deprem Şubat ayında oldu ama enkazın kaldırılması zaman alıyor. Depreme ilişkin güçlü kaynak aktardığımız, şehirleri yeniden imar edelim çabamız bazı ürünlerin fiyatlarını artırdı. İnşaat malzemelerinin fiyatları arttı. İnşallah Türkiye bir daha deprem görmez, bunlar baz etkisi. Esas etki, para politikasındaki güçlü etkisyle gecikmeli devreye girmesi.
İkinci husus maliye ve gelirler politikası. Deprem nedeniyle maliye politikası gevşek sayılır. Gelecek sene muhtemelen biraz daha iyiye gidecek diye bekliyoruz, maliye politikası da eşgüdümlü olacak. Para politikası, maliye politikası, gelirler politikası burada birlikte çalışacak eşgüdüm içinde enflasyonun tek haneye düşürülmesi için yoğun çabaya dönüşecek. Mayıstan sonra yıllık enflasyon güçlü ve hızlı şekilde düşecek. Yılı yüzde 36’yla bitirmeyi ümit ediyoruz. Önümüzdeki seneden itibaren enflasyonun aylığında düşüş trendi başladı, kalıcı şekilde düşüşe devam edeceğini öngörüyoruz. Aylık bazda çekirdek enflasyonu takip ederek bizim hedefimizle uyumlu olup olmadığı incelenebilir.
KİRALARDA DÜŞÜŞ OLACAK MI?
Kiraların artmasının iki sebebi var, biri arzi diğeri politika çerçevesiyle etkili. Çok büyük deprem felaketi başladı. Deprem bölgesinde olsun, dışında olsun çok ciddi konut talebi oluştu. Bunun etkisi var, konut seferberliğindeyiz. Biz bir an önce şehirlerin yeniden imar edilmesi, vatandaşların yeniden sağlıklı konutlara kavuşmasını istiyoruz. Önümüzdeki birkaç ay içinde vatandaşlara 200 bin konut tamamlanmış ve hizmetlerine sunulmuş olacak. Deprem nedeniyle ortaya çıkan kira artışını sınırlayacak. Son yıllarda reel faiz düşük olduğu için konut fiyatları çok hızlı arttı, kira da ona göre şekillendi. şimdi konut arzını artıracağız, bir taraftan da değişik sektörlerdeki aşırı fiyat artışları dezenflasyon kapsamında kontrol altına alınacak. Bütün bu hususlar bir araya geldiğinde ben inanıyorum ki kira artışlarında normalleşmeye gideceğiz.
İŞ DÜNYASINA: MÜŞTERİ BULAMAYACAKSINIZ
İş alemine seslenmek istiyorum. Fiyatlama davranışlarında ciddi bozulma var, OVP’yi baz almaları kendileri için hayırlı olacak. Para, maliye ve gelirler politikasını şekillendireceğiz. Eski alışkanlıklarıyla devam ederlerse müşteri bulamayacaklardır.
Ağustos’ta KKM zirveyi buldu. Kasım ayı itibariyle de 2,8 trilyon liraya kadar indi, bu düşüşün devam etmesini bekliyoruz. MB’nin attığı adımlar var. TL mevduatı cazip hale geldi. Bu devam edecek. Biz şu anda rezerv biriktiriyoruz. Türkiye’nin rezervleri Mayıs sonundan bu yana 36 milyar dolar arttı. KKM’de şirketlere vergi teşviği vermişiz, çıkacağız diyeceğiz ki vergi teşviğini kaldırıyoruz. Sonuçta bu bir enstrüman, hukuki zemini var. Para politikası aktarım mekanizmasının önünde belirsizlik kaynağı olması, biz buradan çıkacağız, KKM’den çıkış başladı, tedrici olarak devam edecek. Rezerv birikimiyle birlikte bir noktada hareket edeceğiz.
“KAMUDA TOGG ALINMASINI ZORUNLU TUTUYORUM”
Deprem nedeniyle bütçe açığımız arttı. Bu sene bütçe açığını yüzde 6’nın altında tutmak, gelecek sene yüzde 6’nın altında tutmak, 2025-2026’dan sonra yüzde 3’e yakınsayıp, yüzde 3’ün altına çekmek. Mali disiplin çok önemli. Bir taraftan cari açığı azaltıyoruz. Cari açıkta kalıcı başarıyı sağlayacağız. Cari açığın milli gelire oranını yüzde 2’nin altına getirmek istiyoruz. Doğrudan yatırımlarla borç olmaksızın finanse edilebilir seviyeye çekeceğiz. Bütçe açığını yüzde 3’ün altına, cari açığı da yüzde 2’nin altına çekerek Türkiye’nin makro finansal imkanlarını genişleteceğiz. Vatandaşımız kamuda tasarruf da bekliyor. Bu konuda yoğun çaba içindeyiz. Bizden kurumların planlanmış taşıt talepleri var. Üniversite rektörü taşıtım eski, yenilenmesi lazım. Onay verirken sadece yerli ve milli olan kullanımı ucuz olan elektrikli Togg’u alabilirsin diyoruz, ikincisi mevcudu satacaksın diyoruz. Muhtemelen mevcut daha pahalıdır, dizel ya da benzinlidir, gideri yüksektir. Dolayısıyla biz bu konularda hassasız. Yurt dışı gezilerinde yoğun şekilde inceliyoruz. Gerekli mi, bir kişi gitse olur mu? Bu konularda da hassasiyet gösteriyoruz. En büyük tasarruf üretken alanlara kaynakların kanalize edilmesidir.
BAKAN ŞİMŞEK’TEN İŞ DÜNYASINA ÇAĞRI
Önümüzdeki dönemde iç talep yavaşlayacak. Mutlaka iş alemi dış pazar arayışına girsinler. Her türlü desteği vereceğiz. İhracat reeskont kredilerini 10 kat artırdık, faize üst limit getirdik. Şu anda 25,9 üst limit. Hizmet ihracatına konu olan alanlarda dışarıdan kazandığı geliri getirsin, yüzde 80 vergi avantajı sağlıyoruz. Dolayısıyla burada sembolik düzeye getirdik. Eximbank’ın sermayesini yüzde 49 artırdık ama yetmez. Yakın dönemde, Eximbank’a 10 yıl vadeli yüksek montanlı sermaye benzeri kredi bulacağız. Onun müzakerelerinin son evresine girildi. Bir taraftan ihracatçıya destek vereceğiz, kredi imkanı, düşük faiz imkanlar ve düşük vergi. İhracat Türkiye’nin çıkış yoludur. Dış talep zayıf. Olsun biz pazar payını büyütelim. Düşük de büyüseler başkalarına göre rekabetçi konuma gelin ilave pazar payı alın.
YTAK KREDİLERİ
Sanayi Bakanlığımız Türkiye’nin dış ticaretinde önemli olan 281 kalemi belirledi. Bu ürünü yayınladı, biz özel sektörden dünyadaki tüm yatırımcılardan şunu bekliyoruz, ben şu ürünü üretebilirim. Süreç Sanayi Bakanlığı’nda başlayacak. Teknik olarak yeterli deyince, finansal fizibilitesini bankalar yapacak. Cari açığı azaltıyor mu enflasyonda düşüş yaratır mı kararını Merkez Bankası verecek. 300 milyar lira, 1’er milyardan potansiyel büyük 300 yatırımdan bahsediyorsunuz. OVP’yi açıklarken yatırım dedik, yatırım olunca istihdam olur, sonra üretim olur. Bunun önemli kısmının ihracat olmasını istiyoruz.
DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN