

Türkiye’nin magazin dünyasına bomba gibi düşen bir kara para aklama ve vergi kaçırma operasyonu, geniş çaplı yankılar uyandırdı. Ünlü iş insanları Dilan ve Engin Polat çiftinin tutuklanmasıyla başlayan soruşturma, şimdi de magazin dünyasının renkli simalarını adaletin önüne çıkartıyor.
Ünlülerin Gizli Dünyası Çöküyor
Edinilen bilgilere göre; Dilan ve Engin Polat çiftinin ardından, Bahar ve Nihal Candan kardeşlerin de benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldıkları ifade ediliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan bir suç duyurusunda, kardeşlerin ‘Sazan Sarmalı’ yöntemiyle insanları dolandıran bir suç örgütünün parçası oldukları belirtiliyor.

Candan Kardeşlerin Çete Bağlantısı
Nihal Candan’ın örgüt liderinin sevgilisi olduğu ve Bahar Candan ile birlikte örgütün finansal işlerini yürüttüğü iddialar arasında. İddianamede yer alan bilgiler ışığında, Candan kardeşlerin bağlı olduğu çetenin, özellikle araç satışı vaadiyle insanları dolandırdığı ve bu yolla büyük meblağlar elde ettiği belirtiliyor.

Doktor Refik E.’nin Rolü ve Mağdurların Hikayesi
Suç duyurusunda önemli bir figür olarak karşımıza çıkan Kars doğumlu Doktor Refik E., şüpheli işlemlerde köprü rolünü üstlenmiş. Kendisine güven duyulan bir doktor kimliğiyle insanlara, TMSF ve vergi daireleri tarafından el konulan filo araçları oldukça ucuz fiyatlarla sunulduğunu vaat eden Doktor Refik E.’nin, bu yolla Hacı İsrafil S. isimli şahıstan 1.5 milyon TL gibi büyük bir meblağ topladığı ifade ediliyor.

Kars’tan İstanbul’a Uzanan Vurgun
Hacı İsrafil S.’nin, araçların teslimatı için İstanbul’a çağrıldığı, burada şirket sahibi olarak tanıtılan Kaan Hamzaoğlu ile tanıştırıldığı ve yıl sonuna kadar sürecek bir araç alım satım zinciri kurulduğu anlatılıyor. Ancak, olayın bir dolandırıcılık senaryosu olduğu ve araç satışı bahanesiyle insanlardan para toplandığı, ancak vaat edilen araçların birçoğunun teslim edilmediği ortaya çıkıyor.
Magazin Dünyasını Sarsan Dolandırıcılık Operasyonu
Gazeteci Timur Soykan’ın haberine göre, İstanbul’un gözde mekanlarında lüks yemekler, gösterişli sosyal medya hesapları ve moda dünyasının parlayan yüzleri… Bu parlak tablonun arkasında iddialara göre yüz milyonlarca liralık bir dolandırıcılık şeması yatıyor.

İstanbul’un ünlü semtleri Etiler ve Bebek’teki restoranlarda düzenlenen yemeklerde sosyal medya fenomenleri Bahar ve Nihal Candan kardeşlerin de aralarında bulunduğu bir suç örgütünün varlığına yönelik iddialar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaşan yeni bir suç duyurusu ile bir kez daha gündeme geldi.
Ünlü Kardeşler Suç Örgütü Üyesi Mi?
Suç örgütü yapısının detaylarına dair çarpıcı bilgiler sunulan duyuruya göre, 26 Eylül 2023 tarihli ihbarda, 3 şikayetçi ve 25’in üzerinde mağdurun ismi yer alıyor. İddiaların merkezinde ise “Kaan Hamzaoğlu” adını kullandığı öne sürülen ve aslında Onur Apaydın olduğu belirtilen bir şahıs bulunuyor. Apaydın, daha önce de benzer bir dolandırıcılık operasyonuyla gündeme gelmiş ve 54 kişiyi dolandırdığı iddia edilen bir suç örgütü lideri olarak aranan bir isim.

Aranan Çete Lideri Lüks Lokantalarda mı?
Suç örgütünün üyeleri, şık yemekler ve güçlü sosyal ilişkiler ağı ile mağdurları tuzağa çekti. Bu lüks ortamlarda doktor, avukat ve polis olduklarını iddia eden kişilerin de rol aldığı bu düzenin, Bahar ve Nihal Candan kardeşler gibi tanınmış isimlerle daha da inandırıcı kılındığı iddia ediliyor. Suç duyurusuna göre, Bahar Candan’ın sosyal medyada büyük bir para transferini duyurması, bu süreçte mağdurlara bir güven oyununun parçası olarak gösteriliyor.
Sazan Sarmalı: Dolandırıcılığın Yeni Adı
Suç duyurusunda adı geçen “Sazan Sarmalı” yöntemi ile mağdurların önce güveni kazanıldığı, ardından araç alım-satım vaadiyle dolandırıldığı belirtiliyor. Aralarında Doktor Refik E.E. gibi profesyonellerin de bulunduğu yemeklerde mağdurlar, sanal bir zenginlik dünyasının içine çekilmiş.
Duyuruda, Candan kardeşlerin örgütün “gizli kasası” olarak nitelendirilmesi ve aktif rol aldıkları vurgulanırken, bu iddiaların şimdiye dek sergiledikleri lüks yaşam tarzı ile ters düştüğüne dikkat çekiliyor. Sosyal medyada bir yandan şatafatlı hayatlarını sergileyen bu fenomenlerin diğer yandan da suç örgütünün faaliyetlerine karıştığı ileri sürülüyor.

Bu vurgunun boyutlarının Kars’tan İstanbul’a kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığı ve toplamda 30 milyon TL’nin Kars’ta mağdurlardan toplandığı; ancak dolandırıcılık şemasının yüzlerce milyon TL’ye ulaştığı tahmin ediliyor. Otomobilleri teslim almak isteyen kişilerin önce oyalandığı, ardından ise tehdit edildiği ve şebekenin üyelerinin telefonlarını değiştirip izlerini kaybettirdikleri belirtiliyor.
Bu son suç duyurusu ve artan şikayetçi sayısı, İstanbul’da zaten devam eden Sazan Sarmalı davasına yeni bir boyut getiriyor. Davanın şimdi de diğer illerden gelen mağdurlarla genişlediği ve şikayetçi sayısının 67’ye ulaştığı bildiriliyor. İstanbul Başsavcılığı’nın Terör ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Bürosu tarafından yürütülen soruşturmanın, bu kapsamlı dolandırıcılık iddialarının doğru olup olmadığını aydınlatması bekleniyor.

Bu olayın ardında yatan gerçekler ne olursa olsun, bu tür suç örgütü iddiaları, lüksün ve şöhretin göz kamaştıran dünyasında saklanabilecek karanlık yönleri bir kez daha gözler önüne seriyor.