
Üç ülke arasında savunma alanındaki ortaklığı daha kapsamlı bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen anlaşma, egemenlik haklarının ve toprak bütünlüğünün korunmasını esas alıyor. Metinde ayrıca tarafların askerî iş birliğini geliştirmesi, savunma alanındaki koordinasyonu artırması ve ortak güvenlik mekanizmalarını güçlendirmesi öngörülüyor.

Mekke İttifakı Anlaşması Meclis Gündemine Geldi
Anlaşmanın TBMM’ye sunulmasıyla birlikte, üç ülke arasındaki savunma ortaklığının resmî onay sürecinde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. Teklifin ilk olarak TBMM Dışişleri Komisyonu’nda değerlendirilmesi, ardından Meclis gündemindeki sürecin ilerlemesi bekleniyor.

Bir Ülkeye Yapılan Saldırı, Diğer Ülkelere de Yapılmış Sayılacak
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın en dikkat çekici hükümlerinden biri, taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış kabul edilmesi. Anlaşmanın ikinci maddesinde yer alan düzenleme, üç ülke arasında müşterek savunma yükümlülüğü oluşturuyor.
Buna göre taraflardan birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askerî saldırganlığa maruz kalması durumunda, diğer tarafların saldırıya uğrayan ülkeye destek sağlaması öngörülüyor. Sağlanacak desteğin kapsamı ve niteliği, ihtiyaçların değerlendirilmesinin ardından belirlenecek. Anlaşma, askerî imkân ve kabiliyetler de dâhil olmak üzere tarafların sahip olduğu olanakların karşılıklı yardım amacıyla kullanılmasını içeriyor.
Düzenleme, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde şekillendiriliyor. Böylece tarafların egemenliklerini, bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini korumaya yönelik ortak hareket etmesinin hukuki çerçevesi oluşturuluyor.

Anlaşma Askerî ve Savunma Alanındaki İş Birliğini Güçlendirecek
Mekke İttifakı Anlaşması yalnızca ortak savunma yükümlülüğüyle sınırlı kalmıyor. Metin, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında savunma ve güvenlik alanlarında daha kapsamlı bir iş birliği geliştirilmesini de hedefliyor. Bu kapsamda tarafların askerî koordinasyonu artırması, silahlı kuvvetler arasındaki birlikte çalışabilirliği geliştirmesi ve savunma alanındaki mevcut iş birliği mekanizmalarını güçlendirmesi öngörülüyor.
Anlaşma, ülkelerin birbirlerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve uluslararası alanda tanınan sınırlarına saygı gösterilmesini temel ilkeler arasında sayıyor. Ayrıca bölgesel ve uluslararası barış, istikrar ve güvenliğin korunması için ortak hareket edilmesinin önemine vurgu yapıyor. Savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi de anlaşmanın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Tarafların karşılıklı imkânlarını değerlendirmesi ve güvenlik alanındaki ortak kapasitelerini artırması amaçlanıyor.
İstihbarat Paylaşımı ve Lojistik Destek de Anlaşmada Yer Alıyor
Anlaşmanın kapsamı, olası bir saldırı durumunda verilecek askerî desteğin yanı sıra istihbarat paylaşımı ve lojistik yardımı da içeriyor. Taraflar, bilgi güvenliği ve gizlilik kurallarına uymak şartıyla karşılıklı istihbarat paylaşımında bulunabilecek. Bu iş birliğiyle güvenlik alanındaki koordinasyonun artırılması ve tarafların ortak tehditlere karşı daha etkin hareket edebilmesi hedefleniyor.
Lojistik destek konusunda ise silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer askerî teçhizatın karşılıklı olarak sağlanabilmesi öngörülüyor. Söz konusu desteğin barış döneminde, savaş koşullarında ve diğer olağanüstü durumlarda, mevcut imkânlar ile lojistik uyumluluk çerçevesinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Anlaşma ayrıca terörle mücadele alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesini ve tarafların uluslararası kuruluşlardaki koordinasyonunun güçlendirilmesini amaçlıyor.
Ortak Savunma Mekanizması Oluşturulacak
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında, üç ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğine yön vermek üzere bir Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulması öngörülüyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komitenin, anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek sorunları ele alması ve ortak savunma politikalarının geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Komitenin yılda iki kez, taraf ülkelerin dönüşümlü ev sahipliğinde toplanması planlanıyor. Ayrıca ihtiyaç duyulması hâlinde liderler düzeyinde görüşmeler yapılabilecek ve belirli konularda çalışmak üzere alt komiteler oluşturulabilecek. Anlaşmada, ortak mekanizmanın çalışmalarını desteklemek amacıyla Suudi Arabistan merkezli bir sekretarya kurulması da yer alıyor. Sekretaryanın teşkilat yapısı ve çalışma usullerinin tarafların ortak kararıyla belirlenmesi öngörülüyor.
Mekke Anlaşması ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından imzalanan anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için her ülkenin kendi iç hukukunda öngörülen onay süreçlerini tamamlaması gerekiyor. Türkiye açısından TBMM’ye sunulan kanun teklifi, bu sürecin önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Meclis değerlendirmelerinin ardından anlaşmanın onay sürecinin nasıl ilerleyeceği netleşecek.
Anlaşma metnine göre düzenleme, son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi sekretaryasına teslim edilmesiyle yürürlüğe girecek. Metinde anlaşmanın süresiz olarak yürürlükte kalması öngörülürken, tarafların belirli koşullar altında anlaşmadan çekilmesine ilişkin hükümler de bulunuyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki askerî ve stratejik iş birliğini kurumsal bir çerçeveye taşımayı amaçlıyor. Anlaşmanın TBMM’deki onay süreci ve uygulanmasına ilişkin gelişmeler, Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin geleceği açısından önem taşıyor.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunuldu. Üç ülke arasında savunma ve güvenlik alanlarında iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen anlaşmanın 16 maddeden oluşan tam metni de kamuoyuna yansıdı.
Anlaşmada, taraflardan birinin dış kaynaklı silahlı saldırıya uğraması durumunda diğer tarafların sağlayacağı destekten savunma sanayii iş birliğine, istihbarat paylaşımından anlaşmanın yürürlük ve fesih koşullarına kadar birçok konuya yer veriliyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın 2. Maddesi: Saldırıya Uğrayan Ülkeye Askeri Destek
Anlaşmanın en dikkat çekici hükümlerinden biri olan 2. madde, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğer tarafları da ilgilendiren ortak bir saldırı olarak kabul edilmesini düzenliyor. Maddeye göre, taraflardan birinin başka bir ülke ya da ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa maruz kalması halinde, saldırıya uğrayan ülkeye derhal yardım sağlanacak. Bu destek, tarafların birbirlerine sunabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamının değerlendirilmesini kapsıyor.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkına atıfta bulunan anlaşma, verilecek desteğin kapsamı ve niteliğinin ihtiyaç duyulan yardımın objektif biçimde değerlendirilmesinden sonra belirlenmesini öngörüyor.
Askeri imkan ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut olanaklar çerçevesinde iş birliği yapılması, maddenin temel unsurları arasında yer alıyor. Bu düzenlemeyle Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma iş birliğinin, taraflardan birinin karşı karşıya kalabileceği dış kaynaklı askeri tehditlere karşı daha kapsamlı bir çerçeveye kavuşturulması hedefleniyor.
Anlaşma 10 Yıl Boyunca Feshedilemeyecek
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yürürlük süresi ve tarafların anlaşmadan ayrılma koşulları da metinde ayrıntılı biçimde düzenleniyor. Anlaşma, tarafların kendi ülkelerinde geçerli olan usuller doğrultusunda onaylanmasının ardından, son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekretaryasına teslim edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Metne göre anlaşma, yürürlüğe girmesinin ardından süresiz olarak geçerliliğini sürdürecek.
Anlaşmada yer alan hüküm uyarınca taraflar, yürürlük tarihinden itibaren ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilemeyecek. Bu sürenin tamamlanmasının ardından ise çekilmek isteyen tarafın en az üç ay önceden yazılı bildirimde bulunması gerekecek. Türkçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere üç dilde hazırlanan anlaşma, üç asıl nüshadan oluşuyor. Metinde, diller arasında yorum farklılığı ortaya çıkması durumunda İngilizce nüshanın esas alınacağı belirtiliyor.
