
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarın korunması konusundaki kararlılığına dikkat çekerek, Gazze’deki insani durumun iyileştirilmesi ve kalıcı bir çözümün sağlanması için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, “Ateşkesin sürdürülebilir olması, tarafların mutabakata bağlı kalmasıyla mümkündür. Türkiye olarak bu sürecin güvence altına alınması adına görev gücü içerisinde yer alacağız,” dedi.
Ayrıca Erdoğan, Türkiye’nin sadece askeri veya denetleyici bir görev üstlenmekle kalmayacağını, aynı zamanda Gazze halkına insani yardım ulaştırılması ve altyapının yeniden inşası konularında da katkı sağlamaya devam edeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, bölgede kalıcı barışın tesis edilmesi için diplomatik çabaların artırılması gerektiğini dile getirerek, “Gazze’de akan kanın durması, sadece bölge için değil, insanlık için de bir dönüm noktası olmalıdır,” ifadelerini kullandı.

Gazze’de Akan Kan Dursun: Türkiye’nin Yoğun Diplomasisi Sonuç Verdi
Bu açıklamalar, Türkiye’nin Orta Doğu’daki barış çabalarına yönelik aktif tutumunu bir kez daha ortaya koyarken, ülkenin uluslararası alanda diplomatik ve insani görevlerini eş zamanlı olarak yürütme niyetini de gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır’daki görüşmeler sonucunda Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasına ilişkin memnuniyetini ve sürece Türkiye’nin katkılarını anlattı.

Trump’la Görüşmelerden Şarm El-Şeyh’e: Barış Sürecinde Ankara’nın Görevi
Erdoğan, Şarm El-Şeyh’ten gelen ve dün gece ile bugün açıklanan olumlu haberlerin kendisini sevindirdiğini belirterek, uzun zamandır Gazze’de devam eden kan dökülmesini sonlandırmak ve kalıcı ateşkesi sağlamak için Türkiye’nin yoğun çaba harcadığını söyledi. Bu çabaların Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki görüşmelerle başladığını, New York’ta düzenlenen ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da katıldığı Gazze konulu toplantıdan sonra Washington ziyaretinde Beyaz Saray’da Trump ve heyetiyle de Gazze meselelerini ele aldıklarını aktardı.
Erdoğan, Trump tarafından açıklanan 20 maddeyi içeren barış planının ardından Hamas’ın müzakereye hazır olduğunu duyurmasının ardından varılan mutabakatın imzalanmasının Türkiye’yi memnun ettiğini vurguladı. Anlaşmayla ilgili önceliklerini şöyle sıraladı: acilen kapsamlı insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması; rehine ve tutukluların karşılıklı takası; İsrail’in saldırılarına derhal son verilmesi; ve tarafların belirlenen hatlara geri çekilmesinin sağlanması. Erdoğan, mutabık kalınan maddelerin harfiyen uygulanmasını titizlikle takip edeceklerini söyledi.

Görev Gücünde Türkiye de Yer Alacak
“Sahadaki uygulamaları takip edecek görev gücünde Türkiye de yer alacaktır” diyen Erdoğan, görevin kapsamına dair mevcut bilgilere göre yapının askeri mi yoksa sivil bir teşkilat mı olacağının henüz netlik kazanmadığını, ancak görevin ateşkesin uygulanmasını takip etmek; tutuklular ve esirlerin takası gibi konuları yönetmek; ve insani yardım organizasyonlarında rol almak üzere oluşturulduğunu anlattı. Daha önce benzer örneklerde bu tür yapıların asker ile sivil unsurları birlikte barındırdığını, Türkiye’nin sürece sivil kanallardan da destek sağlayabileceğini ifade etti.
Gazze’ye Acil Yardım, Esir Takası ve Geri Çekilme Öncelikli Gündem
Erdoğan ayrıca, Gazze’nin yeniden ayağa kalkabilmesi için uluslararası toplumla birlikte kapsamlı imar çalışmalarına katkı vereceklerini söyledi. Bu çalışmaların, altyapının onarılmasından sosyal hizmetlerin yeniden tesisine kadar geniş bir yardım ve yeniden inşa programını kapsaması gerektiğini belirtti.
Türkiye Filistin’in Yanında: Onları Asla Yalnız Bırakmayacağız
Konuşmasında amaçlarını net biçimde “soykırımın durması ve bölgeye barışın, huzurun bir an önce gelmesi” olarak tanımlayan Erdoğan, Gazzeli kardeşlerinin dünya üzerinde huzuru, güvenliği ve barışı en fazla hak eden toplumlar arasında olduğunu vurguladı. Türkiye’nin dün olduğu gibi bugün ve yarın da Filistin halkının yanında olacağını; onları asla yalnız bırakmayacağını yineledi.
Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi Şam’da Açılıyor
Erdoğan, aynı törende eğitim politikalarına ilişkin planlarından da söz etti. Yeni dönemde ders planlarının sadeleştirileceğini, öğrencilerin proje geliştirebilecekleri uygulama ve araştırma odaklı öğrenme modellerinin hayata geçirileceğini söyledi. Bu dönüşümün somut bir sonucu olarak, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi öğrencilerin üç yılda mezun olabilmelerini sağlayacak yapısal reform seçeneklerini gündeme alacaklarını açıkladı. Ayrıca, kuruluş çalışmaları süren Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi’nin çok yakında Şam’da kapılarını açarak öğrencilere eğitim vereceğini belirtti.
Görev gücünün tam işleyişi ve bileşimiyle ilgili belirsizliklere değinerek, bu yapının sahadaki ateşkesin uygulanmasını denetleyeceğini; rehine ve tutuklu değişimi, insani yardım koordinasyonu gibi hassas konularda görev alacağını; ve Türkiye’nin hem askeri hem sivil boyutta katkı vermeye hazır olduğunu söyledi. Geçmiş örneklerin de gösterdiği gibi, bu tür görev gücü yapılandırmalarında asker ve sivil unsurlar birlikte çalışıyor; Türkiye ise sürece sivil aktörler aracılığıyla da destek sunabileceğini ifade etti.
