
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde vahşice öldürülen ve kaybolduktan 19 gün sonra dere yatağında cansız bedeni bulunan Narin Güran’ın cinayetiyle ilgili davada önemli bir gelişme yaşandı. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu olayın ardından yargı süreci devam ederken, Diyarbakır Barosu’ndan kritik bir hamle geldi.
Diyarbakır Barosu, davaya müdahil olma taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmesini ve yine istinaf başvurularının kabul görmemesini sert bir şekilde eleştirerek karara itiraz etti. Baro, özellikle cinayetin toplum vicdanını derinden yaralayan bir yönü olduğunu ve bu nedenle sürece hukuki olarak dahil olma haklarının bulunduğunu savundu.
Baro yetkilileri, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi adına bu tür davalarda sivil toplumun ve meslek örgütlerinin sürece dahil olmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca, verilen kararların hukuki gerekçelerinin yetersiz olduğu görüşünde olduklarını belirterek, itiraz dilekçelerini üst mahkemeye sunduklarını açıkladılar.
Narin Güran cinayetiyle ilgili dava süreci yakından takip edilirken, bu son gelişme hem hukuk çevrelerinde hem de kamuoyunda yeniden tartışmaları alevlendirdi. Diyarbakır Barosu’nun itirazının nasıl bir sonuç doğuracağı ve mahkemenin bu konuda nasıl bir tutum sergileyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024 tarihinde kaybolan 13 yaşındaki Narin Güran, yürütülen yoğun arama çalışmaları sonucunda 19 gün sonra Eğertutmaz Deresi’nde çuval içerisine konmuş halde, üzeri 30, 25 ve 20 kiloluk taşlarla kapatılarak çalılıkların arasında gizlenmiş biçimde ölü olarak bulundu.
Cinayetin aydınlatılması için başlatılan soruşturmada, Narin Güran’ın amcası Salim Güran’ın aracında küçük kıza ait DNA ve kıl örneklerinin bulunması üzerine, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran ile birlikte gözaltına alındı. Aynı zamanda komşuları Nevzat Bahtiyar da olayla ilişkili olarak gözaltına alındı. Bahtiyar, ifadesinde cesedin dere yatağına taşınmasında rol aldığını itiraf etti. Bu doğrultuda, dört şüpheli hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçlamasıyla dava açıldı.

Sanıklara Verilen Cezalar
28 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirilen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim Güran, Enes Güran ve Yüksel Güran’ı “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Öte yandan Nevzat Bahtiyar, olayın faillerine yardım ettiği gerekçesiyle “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

İstinaf Mahkemesi Kararı: Cezalar Onandı
Sanık avukatlarının karara itiraz etmesi üzerine dosya, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. 20 Mayıs 2025’te açıklanan kararla, yerel mahkemenin verdiği cezalar oy birliğiyle onandı. Aynı kararda Diyarbakır Barosu Başkanlığı’nın davaya katılma talebi ise reddedildi ve Baro’nun istinaf başvurusunun da kabul edilemeyeceği belirtildi.

Diyarbakır Barosu’ndan İtiraz: Karar Hatalıdır
Diyarbakır Barosu Başkanlığı, bu kararın hukuki temelden yoksun olduğu gerekçesiyle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne başvurarak, kararın kaldırılması talebiyle itirazda bulundu. İtiraz dilekçesinde, Baro’nun katılma hakkına ilişkin yapılan değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğu vurgulandı.

Baro’nun itirazında şu ifadeler yer aldı
“Her ne kadar 1. Ceza Dairesi tarafından katılma hakkımızın olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmışsa da, bu karar hem usul hem de esas bakımından hatalıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 ve 238. maddeleri açıkça, davaya katılma talebinin yargılamanın her aşamasında yapılabileceğini hükme bağlamaktadır. Ancak istinaf incelemesinde bu talep hakkında herhangi bir ön değerlendirme yapılmadan, doğrudan esasa ilişkin karar verilmiştir.”

Baro: Katılım Hukuki ve Vicdani Bir Zorunluluk
Diyarbakır Barosu, söz konusu olayın yalnızca adli değil, aynı zamanda toplumsal ve vicdani bir mesele olduğuna dikkat çekti. Maktulün çocuk olması, temel hak ve özgürlüklere ağır bir saldırı niteliği taşıyan bir fiilin işlenmiş olması ve sanıkların aile bireyleri olması gibi etkenler göz önüne alındığında, Baro’nun davaya katılımının hem hukuki hem de etik açıdan zorunlu olduğu ifade edildi.
Baro’nun açıklamasında şu görüşlere yer verildi
“Narin Güran’ın kaybolması ve ardından ölü olarak bulunması, insan onuruna ve yaşam hakkına yönelik ağır bir ihlaldir. Diyarbakır Barosu, bu tür davalarda toplum vicdanını temsil eden bir tüzel kişilik olarak, adaletin tesisi için mücadele etmektedir. İlk derece mahkemesinin Baro’nun davaya katılma talebini kabul etmesi yerindedir. Ancak istinaf dairesinin bu kararı kaldırması, hukuka ve vicdana aykırıdır. Bu nedenle Diyarbakır Barosu’nun katılan sıfatının kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.” Baro’nun bu süreci Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde de takip edebileceği, hak temelli mücadeleden vazgeçilmeyeceği kamuoyuna duyuruldu.
