DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Kanlı 12 Eylül 1980: Türkiye’nin Kara Günü

Türkiye demokrasi tarihine kara leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen geride bıraktığı acılar ilk günkü tazeliğini koruyor.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Kanlı 12 Eylül 1980: Türkiye’nin Kara Günü

 

Türkiye’nin siyasi tarihinde derin izler bırakan 12 Eylül 1980 askeri darbesi, idam, kötü muamele ve insan hakları ihlalleriyle anılır. Bu karanlık dönemin perde arkasına dair yeni bilgiler ışığa çıkmaya devam ediyor.

12 Eylül darbesine giden sürecin hazırlıkları yaklaşık dört ay sürdü. Bu hazırlık sürecinde darbenin kod adı olarak “Bayrak Harekatı” belirlendi.

Bu kritik dönemde alınan kararlardan biri de ordu komutanlarına verilen emirle ortaya çıktı. Bu emir, 11 Temmuz 1980 günü saat 04.00’te harekete geçilmesi yönündeydi. Ancak bu emirle harekete geçilen 12 Eylül tarihine kadar olan süreçte neler yaşandığı ve bu emrin nasıl bir role sahip olduğu hala detaylı bir şekilde araştırma konusu olmaya devam ediyor.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 1

1970’lerin sonlarına doğru Türkiye, aşırı sağ ve sol gruplar arasında şiddetin artması, ekonomik zorluklar ve siyasi istikrarsızlıkla zor bir dönemden geçiyordu. Hükümetlerin bu krizi çözmekte yetersiz kaldığı algısı, askeri darbeye zemin hazırladı.

Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki hükümet, 2 Temmuz’da güvenoyu alarak parlamentonun desteğini kazandı. Bu durum, darbe planını erteleyen bir gelişmeydi. Ancak askeri liderlerin kararlılığı, bu ertelenmiş planın 12 Eylül’de uygulanmasına yol açtı.

12 Eylül 1980 sabahı, Türkiye’nin demokratik sistemi askeri bir müdahaleyle sarsıldı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başta olmak üzere, üst rütbeli askeri yetkililerin oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi, hükümeti devirerek bütün yetkileri ele geçirdi. Bu dönem, Türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak anılmaktadır.

Bu askeri müdahale sonrası Türkiye genelinde olağanüstü hal ilan edildi. Binlerce insan gözaltına alındı, birçok kişi işkenceye maruz kaldı, idamlar gerçekleşti ve siyasi faaliyetler yasaklandı. Hükümet, parlamento, sendikalar ve üniversiteler askeri otoritenin denetimine girdi.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 2 gy8g97Md

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye’nin modern tarihindeki üçüncü askeri müdahale olarak kaydedilmiştir. Bu darbenin ardından ülkede yaşanan olaylar ve alınan kararlar, demokrasi tarihinde derin izler bırakmıştır.

Anayasa ve TBMM: Darbenin gerçekleştiği gün, 1961 Anayasası askıya alındı ve TBMM lağvedildi. Bu, askeri yönetimin kontrolü tamamen ele almasının bir göstergesiydi.

Sivil Toplum Kuruluşları: Darbe yönetimi, sivil toplum kuruluşlarını kontrol altına alma ihtiyacı duydu. Bu kuruluşlar demokratik bir toplumun temel taşlarıdır ve genellikle otoriter rejimler tarafından hedef alınırlar. Ancak, Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay gibi bazı örgütler dışında, birçok dernek ve vakıf kapatıldı.

Siyasi Partiler ve Liderler: Darbenin gerçekleştiği gün, tüm siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu ve liderleri tutuklandı. Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi ülkenin iki önemli siyasi lideri Hamzakoy’a, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş ise Uzunada’ya sürgüne gönderildi. Sürgünlerin ardından, bu liderlere siyaset yasağı getirildi, bu da onların uzun yıllar boyunca aktif siyasetten uzak kalmalarına neden oldu.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 3 VgqSQDOm

12 Eylül 1980 darbesinin ardından Türkiye’de yaşanan olaylar ve alınan idam kararları, o dönemin acı yüzünü ortaya koyan en önemli ögelerden biriydi.

Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu: 9 Ekim 1980’de, sol görüşlü Necdet Adalı ve ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu, askeri yönetim tarafından idam edildi. Bu idamlar, darbenin ideolojik olarak sadece bir tarafı hedef almadığını, farklı siyasi görüşleri ve kesimleri baskı altına almayı hedeflediğini gösteriyor.

Erdal Eren: 12 Eylül dönemindeki en tartışmalı idamlardan biri, Erdal Eren’in idamıdır. Eren, çok genç yaşta idam edilen bir aktivisttir ve özellikle sol kesimlerde simgeleşmiştir. Yargıtay’ın iki kez iptal ettiği idam kararı, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanarak infaz edildi. Erdal Eren’in yaşının büyütülerek idam edilmesi, hukukun üstünlüğüne duyulan inancın sarsılmasına neden oldu.

Kenan Evren’in İfadesi: Orgeneral Kenan Evren, Erdal Eren için söylediği “Asmayalım da besleyelim mi?” ifadesiyle, askeri yönetimin insan haklarına ve hukuka olan yaklaşımını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu ifade, dönemin sert ve acımasız yaklaşımının sembolü haline gelmiştir.

Bu idamlar ve diğer insan hakları ihlalleri, 12 Eylül darbesinin hafızalarda derin izler bırakmasının en önemli sebeplerinden biridir.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 4 WHc2rpkV

12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye tarihindeki en sert döneme işaret eder ve bu darbenin getirdiği otoriter rejim, geniş bir yelpazede insan hakları ihlalleri ve baskılara neden oldu.

Darbenin hemen ardından, demokratik haklar ve özgürlükler askıya alındı, toplumun her kesimine karşı kapsamlı bir baskı politikası uygulandı:

Gözaltılar ve Yargılamalar: Darbenin ardından yüzbinlerce insan gözaltına alındı, yargılandı. Bu yargılamaların çoğu adil olmaktan uzaktı ve bazı insanlar sadece siyasi veya ideolojik görüşleri nedeniyle hedef alındı.

İdam Cezaları: İdam cezasına çarptırılanların sayısı da dikkate değerdi. 50 kişinin idam edilmesi, darbenin sertliğinin ve acımasızlığının bir göstergesiydi.

Gazetecilere Baskı: Basın özgürlüğü de ciddi şekilde kısıtlandı. Gazetecilere karşı uygulanan baskılar, toplumu bilgilendirme ve eleştirel düşünceyi teşvik eden bir mesleğin susturulmaya çalışılmasıydı.

Vatandaşlıktan Çıkarma ve İşten Atma: Birçok kişi sadece politik inançları veya ideolojik görüşleri nedeniyle vatandaşlıktan çıkarıldı ya da işlerinden edildi. Bu, bireylerin temel haklarına ve geçim kaynaklarına yönelik doğrudan bir saldırıydı.

Kültürel Sansür: Kültür ve sanat, her totaliter rejimin hedefi olmuştur ve 12 Eylül dönemi bu kuralın bir istisnası değildi. Binlerce film, kitap ve diğer kültürel ürünler sakıncalı bulunduğu için yasaklandı veya sansürlendi.

12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasındaki dönem, Türkiye’de demokrasinin nasıl kırılgan olabileceğini ve bireysel özgürlüklerin nasıl tehdit altında olabileceğini gösteren bir döneme işaret eder. Bu dönemin hatırlanması, demokrasi ve özgürlüklerin korunmasının önemini vurgulamak adına önemlidir.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 5 PBPEaMmF

2010’da gerçekleştirilen referandum sonrasında 12 Eylül darbecilerine tanınan dokunulmazlık kaldırıldı ve bu, Türkiye’de tarihi bir dönemin başlamasına sebep oldu.

Dava Süreci

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi: 10 Ocak 2012’de, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya hakkında “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ihlal” suçlamasıyla dava açıldı. Bu dava, 12 Eylül darbesini gerçekleştiren liderler hakkında açılan ilk dava oldu.

Mahkeme Kararı: 18 Haziran 2014’te mahkeme, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’yı ömür boyu hapse mahkum etti. Her iki sanık da bu kararın ardından kısa bir süre içinde vefat etti.

Darbenin Diğer Aktörleri: Diğer darbenin liderleri olan Nurettin Ersin, Nejat Tümer ve Sedat Celasun zaten 2010 referandumu öncesi hayatını kaybetmişti. Bu nedenle yargılanma sürecinde onlar hakkında bir dava açılmadı.

Yargılama süreci, Türkiye’de birçok kesim için sembolik bir anlam taşıdı. Darbecilerin yargılanması, demokrasinin üstünlüğünü ve askeri müdahalelerin yargı önünde hesap vermesi gerektiği ilkesini pekiştirdi. Ancak bu dava, aynı zamanda darbenin mağdurları ve aileleri için tam bir adaletin sağlanmadığı eleştirilerine de neden oldu, çünkü birçok darbeci subay ya yargılanmadı ya da ceza almadan vefat etti.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 6 fTeT4r6Q

12 Eylül Darbecileri Hakkında Karar Verildi

Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül 1980 darbesinin mimarlarından olan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında tarihi bir karara imza attı.

12 Eylül 1980’de Türkiye’de gerçekleşen darbenin ardından anayasayı değiştiren darbeci generaller, 1982’deki referandumla ömür boyu dokunulmazlık kazanmıştı. Ancak 2010 yılında yapılan referandumda bu dokunulmazlık kaldırıldı.

Referandumun hemen ardından, darbecilere yönelik suç duyuruları geldi. Soruşturma sonucunda Evren ve Şahinkaya hakkında dava açıldı. İki general, anayasayı değiştirme ve TBMM’yi ortadan kaldırma teşebbüsüyle suçlandı.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapanması üzerine dosya Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı. 18 Haziran 2014 tarihinde mahkeme, Evren ve Şahinkaya’ya “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası verdi. Bu ceza, takdiri indirimle “müebbet hapse” çevrildi. Ayrıca her iki darbecinin rütbelerinin sökülmesine karar verildi.

kanli 12 eylul darbesinin uzerinden 43 yil gecti 7

12 Eylül Darbecilerinin Dosyası, Ölümleri Nedeniyle Düştü

12 Eylül 1980 darbesinin arkasındaki isimlerden olan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı dava, her iki sanığın da ölümüyle yeni bir safhaya girdi.

Kenan Evren, 9 Mayıs 2015’te 98 yaşında, Tahsin Şahinkaya ise 9 Temmuz 2015’te 90 yaşında vefat etti. Bu ölümler sonrası Yargıtay 16. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde davanın düşürülmesine hükmetti. Dosyanın geri gönderildiği ilk derece mahkemesi bu karara uydu fakat Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği kararı usul yönünden bozdu.

Bozma kararında, yerel mahkemenin kararının, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleriyle çeliştiği ve 5237 sayılı TCK ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca verildiği belirtildi.

Yargıtay’ın bu kararı sonrasında yerel mahkeme, Evren ve Şahinkaya hakkında “kamu davasının ortadan kaldırılmasına” hükmetti. Bunun yanı sıra, sanıkların mal varlıklarına el konulmasına ya da rütbelerinin geri alınmasına “yer olmadığına” karar verdi. Bu dava, Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli yargı süreçlerinden biri olarak kaydedildi.